Adresimiz

Mustafa Kemal Mah. 2132 Sokak. No:8
Çankaya/ANKARA
KASKKASKKASK

GERÇEK ENFLASYON, GERÇEK ÜCRET, İNSANCA YAŞAM!

GERÇEK ENFLASYON, GERÇEK ÜCRET, İNSANCA YAŞAM!

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Vatandaşlarımız; sizleri Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu KASK adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün milyonlarca emekçinin hayatını doğrudan etkileyen ekonomik verilerin açıklandığı TÜİK’in önündeyiz. Masa başında üretilen rakamları değil, pazarda, markette, kirada, faturada ve mutfakta yaşanan gerçek hayatı konuşacağız:

Bilim insanlarından oluşan Enflasyon Araştırma Grubu ENAG, tüketici fiyatlarının Ağustos ayında yüzde 2.24 oranında arttığını, önünde toplanmış olduğumuz Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK ise tüketici fiyatları endeksinin Ağustos ayında yüzde 1.84 oranında arttığını ileri sürdü.

Farklı Rakamlar, Aynı Yaşam!

Peki, Hangisine İnanalım?

Daha doğrusu:

İnanmalı Mıyız?

Ülkemizde 3 milyon 535 bin devlet memuru, 446 bin sözleşmeli personel, 19 milyon 520 bin işçi, ve 17 milyon 100 bin emekli, dul ve yetim, açıklanan TÜİK verileri üzerinden belirlenen oranlarla yaşamını sürdürmektedir. Açıklanan her enflasyon oranı milyonlarca vatandaşın maaşını, emekli aylığını ve yaşam standardını doğrudan etkilemektedir. Ne yazık ki kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşlarının belirlenmesinde esas alınan veriler ile vatandaşın pazarda, markette, kirada ve faturalarında hissettiği hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün büyümektedir. Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan ulaşıma, kiradan eğitime, gıdadan sağlık harcamalarına kadar tüm temel ihtiyaçlarda yaşanan fiyat artışları maaş artışlarının çok üzerindedir.

Ülkemizde,

  • Yoksulluk sınırı 120 bin 235 TL’yi aşmış, buna karşın 27 milyon vatandaş, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sosyal yardımlara bağımlı bir yaşam sürdürür hale gelmiştir.
  • Türkiye genelinde 100 metrekare bir konutun ortalama kira bedeli 28 bin 402 TL’ye, İstanbul’da 40 bin TL’ye, Ankara ve İzmir’de ise 26 bin TL’ye ulaşmıştır. Barınma giderleri, kamu çalışanları ve dar gelirli vatandaşlar için en büyük ekonomik yük haline gelmiştir.
  • Eylül 2021’den bu yana dünya genelinde gıda fiyatları yalnızca yüzde 1,2 artarken, Türkiye’de TÜİK verilerine göre gıda fiyatları yüzde 733 oranında yükselmiştir. Bu tablo, Türkiye’yi gıda enflasyonunda dünyada ilk sıraya taşımış; vatandaşın en temel ihtiyacı olan gıdaya erişimini her geçen gün daha da zorlaştırmıştır.
  • Vatandaşın borç yükü her geçen gün daha da ağırlaşmış; Tüketici kredisi borçları 3 trilyon 447 milyar TL’ye, kredi kartı borçları ise 3 trilyon 430 milyar TL’yi bulmuştur. Milyonlarca vatandaş, gelirini artırarak değil, borçlanarak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.
  • Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı 2024’te 27 iken, 2026’da 43’e yükselmiştir. Bir tarafta milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, diğer tarafta servet sahiplerinin serveti büyüyor. Sorun kaynak yetersizliği değil, gelir ve servet adaletsizliğidir! Tam 27 milyon kişi devlet yardımından yararlanabilmek için başvurmuş durumda. 27 milyon insanın devlet yardımına ihtiyaç duyduğu bir ülkede hâlâ “her şey yolunda” denilebilir mi?
  • Ülkemizde 2026 yılının ilk yedi ayında bütçe açığı 1 trilyon 321 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde faiz ödemeleri 1 trilyon 791 milyar lira olmuştur.

Bütçe Açığı Büyüyor, Faiz Yükü Büyüyor, Memurun Maaşı Küçülüyor! Faize Ödenen Para Büyüyor!

Bu Nasıl Bir ‘Düzen’
Emekçiden Kıs, Faizciye Ver!
Bu Düzen Böyle Gitmez!

SARI SENDİKA VE TÜİK KOL KOLA VERMİŞ MİLYONLARCA EMEKÇİNİN GELECEĞİYLE OYNAMAKTADIR!

Gerçek yaşamda karşılığı olmayan enflasyon rakamlarıyla ekonomik tabloyu belirleyen TÜİK ile yıllardır toplu sözleşme masalarında emekçinin gerçek kayıplarını karşılamayan oranlara imza atan sarı sendikalar, aynı düzenin iki aktörü hâline gelmiştir. VIII. Dönem Toplu Sözleşme’de 2026 yılı için %11-%7, 2027 yılı için %5-%4 oranlarına imza atılması, kamu çalışanlarının geleceğinin enflasyon karşısında korunmadığının açık göstergesidir. Emekçinin alım gücü erirken, masada imza atanlar bu kaybın sorumluluğundan kaçamaz.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 enflasyon beklentisini %29,21’e, 2027 beklentisini %21,47’ye yükseltmesi, imzalanan sözleşmenin ne denli öngörüsüz olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Enflasyonu dahi öngöremeyen bu anlayışla ücretli kesim yoksulluğa mahkûm edilmektedir. TÜİK’in tartışmalı enflasyon rakamlarıyla, sarı sendikaların öngörüsüz toplu sözleşme anlayışı birleştiğinde faturayı yine emekçi ödemektedir. Bu düzenin adı emekçiyi korumak değil, emekçiyi yoksulluğa hapsetmektir.

BAĞIMSIZ KAMU SENDİKALARI KONFEDERASYONU KASK OLARAK ÇAĞRIMIZDIR!

Devlet adına açıklanan ekonomik verilerin toplumun güvenini zedelemesini kabul etmiyoruz. TÜİK’in görevi Hükümeti Memnun Edecek Rakamlar Üretmek Değil, Halkın Gerçeğini Ortaya Koymaktır! Enflasyonu siyasi iktidarlardan bağımsız biçimde ölçen, şeffaf ve demokratik bir yapı oluşturulmasını istiyoruz. Bu yapıda; memur örgütleri, işçi örgütleri, emekli örgütleri, işveren örgütleri, ilgili bakanlıklar temsil edilmelidir. Ve en önemlisi: Ücretliler Fiyat Endeksi Oluşturulmalıdır! Çünkü düşük gelirli vatandaşın harcamasında gıda ve kira çok daha büyük yer tutmaktadır. Zenginin Enflasyonu ile Emekçinin Enflasyonu Aynı Değildir! Biz artık sadece rakamlara değil, hayatın gerçeklerine bakıyoruz. Ve diyoruz ki:

Gerçek Enflasyon, Gerçek Ücret!
İnsanca Yaşam, Adil Ücret!

TÜ(İ)KENİYORUZ TÜİK!

Rakamlarla Oynama TÜİK!

Halkın Gerçeğini Açıkla TÜİK!

Memurun Maaşını Eritme TÜİK!

Emekliyi Yoksulluğa Mahkûm Etme TÜİK!

İşçinin Alın Terini Değersizleştirme TÜİK!

Gerçek Enflasyonu Açıkla TÜİK!

Biz bütün kamu çalışanlarının ortak sesi olarak buradayız. Bütün memurların alım gücünün korunmasını istiyoruz! Çünkü biliyoruz ki:

Memur Yoksullaşırsa Devlet Zayıflar!

Emekli Yoksullaşırsa Toplum Zayıflar!

İşçi Yoksullaşırsa Ülke Yoksullaşır!

BURADAN HEP BİRLİKTE YÜKSEK SESLE HAYKIRIYORUZ!

Gerçek Enflasyon, Gerçek Ücret!

İnsanca Yaşam, Adil Ücret!

Memur Yoksullaşmayacak!

Emekli Yoksullaşmayacak!

İşçi Yoksullaşmayacak!

Emeğimizin Hakkını Alacağız!

Yoksulluğa Teslim Olmayacağız!

Alın Terimizin Hakkını Alana Kadar Susmayacağız!
Ve Biz Bu Oyunu Bozacağız!

Bizler bu devletin yükü değil, gücüyüz. Devlet, kendi gücünü yoksullaştırarak büyüyemez.

Saygılarımızla.

We understand the importance of approaching each work integrally and believe in the power of simple.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)